istifade etmek


istifade etmek
v. utilize
* * *
utilise

Turkish-English dictionary. 2013.

Look at other dictionaries:

  • istifade etmek — yararlanmak Biz yağmur birikintilerinden istifade etmiştik. F. R. Atay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • fırsattan istifade etmek — ele geçirilen imkân veya durumdan en iyi biçimde yararlanmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • istifade — is., Ar. istifāde Yararlanma Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller istifade etmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • İSTİFADE — Faydalanmak. Faydalanmağa çalışmak. * Anlayıp öğrenmek. * Tahsil etmek …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • İKTİBAS — Bir söz veya yazıyı olduğu gibi veya kısaltarak almak. Birisinden ilmen istifade etmek. İstifade suretiyle almak, alınmak. * Söz arasında Kur an ı Kerimden veya Hadis i Şeriftden veya başka makbul eserlerden bir cümlenin kâmilen veya kısmen az… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • fırsat — is., Ar. furṣat Uygun zaman, uygun durum veya şart, vesile İnsan, dedim, kendine bir ad takmak fırsatını bin yılda bir ele geçiremez. M. Ş. Esendal Birleşik Sözler fırsat düşkünü fırsat eşitliği fırsat yoksulu Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yararlanmak — den Kendine yarar sağlamak, faydalanmak, istifade etmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • MALİKANE — f. Büyük ve gösterişli köşk. * Tar: Bir kimseye, gelirinden hayatı boyunca istifade etmek; fakat satamamak ve miras bırakamamak şartıyla verilen beylik arazi …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • NEFS-İ EMMARE — İnsanın çirkin ve şeytanın teşviklerine itirazsız ve mücahedesiz tâbi olması hâli.(Nefs i emmârenin istibdad ı rezilesinden selâmetimiz İslâmiyete istinad iledir. O habl ül metine temessük iledir. Ve haklı hürriyetten hakkıyla istifade etmek,… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • devremülk hakkı — Mesken olarak kullanılmaya elverişli bir yapı veya bağımsız bölümün ortak maliklerinden her biri lehine, bu yapı veya bağımsız bölümden yılın belli dönemlerinde istifade etmek üzere, müşterek mülkiyet payına bağlı olarak kurulan irtifak hakkı …   Hukuk Sözlüğü

  • terbiye — 1. is., Ar. terbiye 1) Eğitim Hepsi de karşılıklı bir iyilik ve bir terbiyeden istifade etmekteydiler. A. Ş. Hisar 2) Görgü 3) Bazı yemeklerin suyunu türlü yollarla koyulaştırma 4) Eti, pişirmeden önce çeşitli baharatlar, yağ, salça vb. şeyler… …   Çağatay Osmanlı Sözlük